<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-19801243</atom:id><lastBuildDate>Sat, 14 Nov 2009 09:55:42 +0000</lastBuildDate><title>i'll look back and laugh</title><description>BU SİTEDEKİ YAZILARIN YAZIMINDA HİÇBİR KAYGI GÜDÜLMEMEKTEDİR, NE SANAT NE DE TOPLUM İÇİN YAZILMAKTADIRLAR. SADECE YAZARIN KENDİSİ İÇİN...</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Ozge)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>111</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116837551868079020</guid><pubDate>Tue, 09 Jan 2007 20:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-01-18T16:11:00.336+02:00</atom:updated><title>Artık Daha Pozitif Olacağım</title><description>İşe başladığımdan beri geceleri yatağımın içinde yanımda küçük fener ve kulağımda kulaklıkla yazı yazmıyordum. (Bunun nedenleri var tabi: Ertesi gün iş olmasının stresi, kafamı boşaltamayıp sıkılmalarımdan dolayı yatağın içine girince hiçbir şeyin uykumu kaçırmasına izin vermeden -yoksa sabaha kadar zaman zor geçiyor- uyuma çabalarım vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Serkan'la yaptığımız sohbetten etkilenerek gene bir şeyler karaladım. Bütün gün Serkan'laydık; Etiler, Rumelihisarüstü, Cihangir, Taksim derken son durağımız Dolmabahçe oldu. Arabada gece sahlepimizi içerken felsefik konulara girdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serkan normalde de felsefe konuşmayı seven bir çocuk olmasına rağmen ben sanki soğuk füzyonu bulmak gibi önemli bir işim var ve geç kalmışım gibi bunları konuşmaya vakit ayırmıyordum. Bugün iyi ki konuşmaya başlamışız, Serkan'ın anlattığı bir şey iyice negatif olmaya başladığım son günlerde pozitif yaklaşmam için motive etti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/4379/1967/1600/18336/love-and-gratitude.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/4379/1967/200/58657/love-and-gratitude.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"&lt;em&gt;What The Bleep Do We Know?&lt;/em&gt;" isimli bir DVD'den bahsetti. (Bunu duymuştum ama izlememiştim, sanırım kısa zamanda izleyeceğim.) Beni en çok etkileyen kısım hergün güzel yaklaşılan bir bardak su ile kötü konuşulan 1 bardak suyun moleküllerindeki fark oldu. (Soldaki "love and gratitude" ile şekillenen molekül.)Anlatılanlar doğru mudur, yanlış mıdır bilmiyorum, belki de hepsi ilgi çekmek içindir; ama kesinlikle inanmak istedim ikisinin molekülleri arasındaki farka. Vücudumuzun yaklaşık 60%'ının su &lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/4379/1967/1600/263013/you-make-me-sick.jpg"&gt;&lt;/a&gt;olduğunu düşünürsek aynada kendimize yaklaşımımızın bizi direkt etkilediğine inanmak istedim, daha pozitif bir insan olmak için. &lt;em&gt;Eğer pozitif düşünüp herkese ve kendime de öyle yaklaşabilirsem bazı şeyleri güzelleştirebilirim belki.&lt;/em&gt; En azından öyle umuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;"Imagine what our thoughts can do to us"&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denemeye değer, konuştuğumuzdan beri daha mutlu hissediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116837551868079020?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2007/01/artk-daha-pozitif-olacam_09.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116828251354603078</guid><pubDate>Mon, 08 Jan 2007 18:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-01-23T21:07:41.396+02:00</atom:updated><title>Angels</title><description>I sit and wait&lt;br /&gt;Does an angel contemplate my fate&lt;br /&gt;And do they know&lt;br /&gt;The places where we go&lt;br /&gt;When we're grey and old&lt;br /&gt;'cos i've been told&lt;br /&gt;That salvation lets their wings unfold&lt;br /&gt;So when i'm lying in my bed&lt;br /&gt;Thoughts running through my head&lt;br /&gt;And i feel that love is dead&lt;br /&gt;I'm loving angels instead&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And through it all she offers me protection&lt;br /&gt;A lot of love and affection&lt;br /&gt;Whether i'm right or wrong&lt;br /&gt;And down the waterfall&lt;br /&gt;Wherever it may take me&lt;br /&gt;I know that life won't break me&lt;br /&gt;When i come to call she won't forsake me&lt;br /&gt;I'm loving angels instead&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When i'm feeling weak&lt;br /&gt;And my pain walks down a one way street&lt;br /&gt;I look above&lt;br /&gt;And i know i'll always be blessed with love&lt;br /&gt;And as the feeling grows&lt;br /&gt;She breathes flesh to my bones&lt;br /&gt;And when love is dead&lt;br /&gt;I'm loving angels instead&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="color:#c0c0c0;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#999999;"&gt;18.12.2006&lt;/span&gt; &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="color:#c0c0c0;"&gt;&lt;em&gt;Bir sene daha geçti...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116828251354603078?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2007/01/angels.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116783400474804645</guid><pubDate>Wed, 03 Jan 2007 14:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-01-08T19:58:15.056+02:00</atom:updated><title>Tikican</title><description>Başım boş kalınca olacağı buydu... Zamanında rock konserlerine giderdim, farklı tarzlardaki mekanlara takılırdım.&lt;br /&gt;İşe başlayıp parayı bulunca ise yılbaşı-bayram tatilinde yaptıklarım bile değişti. Bu bayramda 4 günlüğüne Antalya'ya, Demet Akalın ve Petek Dinçöz'le eller havaya yapmaya gittim. Çoğunluk onu istiyor ben de uyum sağlıyorum ne yapayım?!...&lt;br /&gt;(Tamam o kadar dramatikleştirmeyeyim, ben de eğlendim!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116783400474804645?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2007/01/tikican.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116646293993397570</guid><pubDate>Mon, 18 Dec 2006 17:11:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-12-18T19:29:00.320+02:00</atom:updated><title>Bir Pazartesi Daha Rejime Başladım...</title><description>Bu sefer ise daha kararlıyım çünkü bir farklılık var: Diyetisyen desteği!&lt;br /&gt;Bu denememde para vereceğim için hafiflemem daha muhtemel görünüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bu arada süper bir abim olduğunu hep söylerim, bir kez daha söylüyorum: Süper bir abim var!&lt;br /&gt;Abim dün sabah çok dalga geçti, motivasyonumu kırabilecek şeyler söyledi, sonunda bir güzel tartıştık, moralim bozuldu.&lt;br /&gt;Ama akşam gelirken aldığı hediye sonucunda ise öyle bir gönlümü aldı ki hemen yelkenlerim suya indi. Elektronik hassas tartı almış bana, bir de kendisi de rejime girerek olaya destek olacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün anlamadan geçti. Bakalım aylar nasıl geçecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116646293993397570?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/12/bir-pazartesi-daha-rejime-baladm.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116405221997974990</guid><pubDate>Mon, 20 Nov 2006 19:49:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-12-14T23:59:48.336+02:00</atom:updated><title>Keşke Yapmasaydı...</title><description>Aslında işten çıkıp eve gelirken keyifli keyifli Hollanda maceralarını yazma planım vardı, ama yolda gördüğüm bir şeyden çok etkilendim, tamamen keyfim kaçtı ve bunu yazmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 saat önce &lt;em&gt;Boğaziçi Köprüsü&lt;/em&gt;'nü geçmekteyken sağ tarafımdaki demirlerin önünde bir adam gördüm. Trafik gayet rahattı, ben de sallana sallana gitmekteydim. Tam yavaşlamış adama bakıyordum "&lt;em&gt;Bu adam napıyor burda?&lt;/em&gt;" diye düşünerek. Yanından geçerken daha dikkatli bakmaya başlıyordum ki &lt;strong&gt;bir anda adam ellerini bırakıp aşağıya atladı!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Resmen kitlendim! Etrafta "N'olur atlama" diyen kimse, veya herhangi bir insan topluluğu yoktu; adam tek başınaydı, o yüzden acaba yanlış mı gördüm diye düşünüp ilerliyordum ki önümdeki taksici kenara çekip durdu (muhtemelen adam bu taksiden inmişti) ve inip koşmaya başladı, sonra arkamdaki jipteki adam ve kadın da durup indi ve demirlere koşmaya, bağırmaya başladılar. O zaman doğru gördüğümü anladım: &lt;strong&gt;2 metre önümde biri intihar etti!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kenara çekip 5 dakika boyunca insem mi inmesem mi diye düşündüm. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu ve yolu tıkamamaya karar verdim. Köprüyü geçtikten sonra müsait bir yerde tekrar durup 15 dakika nefes aldım ve birkaç arkadaşımı aradım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç saniye erken ya da geç geçsem o sahneyi görmeyecektim. Öyle bir zamanlamaydı ki tam adama bakıp ne yaptığını anlamaya çalışıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık oldu.&lt;br /&gt;Kimbilir ne derdi vardı ki şov yapmadan, hiç beklemeden bırakıverdi kendini onlarca metreden denize. Belli olmaz ama kurtulabileceğini sanmıyorum. Keşke yapmasaydı...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Allah kimsenin başına böyle bir ümitsizlik vermesin... &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116405221997974990?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/11/keke-yapmasayd.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116364200549660834</guid><pubDate>Thu, 16 Nov 2006 01:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-17T09:01:08.213+02:00</atom:updated><title>Dikkat Türk Çıkabilir!</title><description>Bugün itibariyle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Den Haag&lt;/span&gt; belediye başkanlığına adaylığımı koyabilecek kadar şehre hakim oldum! (Bir gün yeterliymiş bunun için. Aynı sokaklardan 8. geçişimden sonra  "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gözünü sevdiğimin İstanbul'u be!&lt;/span&gt;" diyerek memleketimizin ne kadar güzel olduğunu, ne kadar çeşit alternatifimizin olduğunu fark ettim. Geçecek pek bir yer olmadığı için &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mauritskade, Noordeinde &lt;/span&gt;ve&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Kortenaerkade&lt;/span&gt; yollarından 15 kez geçmişimdir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derya dersteyken elimde haritayla dolanıp bilimum insanla muhabbet ettikten sonra buranın yerlisi gibi olmama Derya bile şaşırdı (zira kendisine yol tarif etmeye başladım.) Bunda kesinlikle yaptığım işin etkisi büyük. Aylardır yer-yön duygumla yalnız başıma elimde haritayla İstanbul'un hiç gitmediğim yerlerini dolaşmaktan bir alışkanlık oldu keşfetme süreci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derya'nın gelmesiyle beraber başarısız bir 2'li bisiklet denememiz oldu ve daha sonra sanki memleketten çok ayrı kalmışım da özlemişim gibi Türk restoranına (adı da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Lokanta&lt;/span&gt;) yemeğe gidip &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mustafa Sandal&lt;/span&gt; dinleyerek yemeğimizi yedik. Bütün yemek boyunca Derya'yla insanların hayattan keyif almayı bilmediklerine dair konuşmalar yapıp yan masalardaki zevksizlere bakıp sinir olduk. (Öyle uyuz yiyorlar ki "Bırak bırak! Sen ne anlarsın bundan" diyerek tabağı önlerinden alasımız geldi. Bizim dışımızda yediği yemeği yemek zorunda olduğu için değil de keyif almak için yiyen bir kişi vardı, o da Hollandalı değildi zaten.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceye doğru anlamsız bir şekilde bomboş olan yollarda "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ada Sahilleri&lt;/span&gt;"ni söyleyerek barlarına akmaya başladık.  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Prince Bar, O Casey's, Havana, De Patter, Fiddler, Murphy's&lt;/span&gt; vs. derken kendi adıma denenmedik bira çeşidi kalmaması yönünde önemli girişimlerde bulundum.&lt;br /&gt;Girmeye tırstığımız &lt;span style="font-style: italic;"&gt;La Luna&lt;/span&gt; ve şirket partisi olduğu için giremediğimiz &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Richard abinin yeri&lt;/span&gt; de giremeyip içimizde kalan yerler olarak listede yerlerini aldı. (Bununla ilgili daha ayrıntılı bilgiyi Derya yazar diye ona bırakıyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günün kapağı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerden Türk çıkabilir düşüncesiyle etrafı iyice süzüp ondan sonra Derya'yla kendi aramızda "Sence bu nereli?" tahmin çalışmalarının ardından rahatça Türkçe konuşup mekandaki tiplerin analizini yapmaktaydık.&lt;br /&gt;Havana'nın barmeni bonus saçlar ve melezimsi teniyle Türklere hiç benzemediği için gayet rahattık. (Hatta ben nedense Kamerun'lu olduğunu düşünmekteydim.) Kendisinden çakmak istedik, verdi, kullanıp masaya koyduk. Zaten bütün gün Hollanda'daki hizmet kalitesinin ne kadar düşük olduğunu konuştuktan sonra adamın çakmağı gıcık bir şekilde önümüzden alması bize battı ve "Ne diye hemen aldı ki önümüzden, ne uyuzlar, kullanıyorduk ne güzel cık cık cık" dedim, Derya da destek vererek konuşmayı sürdürdü. İşte tam o esnada barmen nereli olduğumuzu sordu ve Türkiye diyince Türkçe konuşmaya başlayıp adı olan Sertaç dövmesini gösterdi!&lt;br /&gt;O an Derya'yla dumur bir şekilde herifin bizi ne kadar zamandır dinlediğini ve çakmak şikayetimizin ardından bizi bozmak için ne kadar güzel bir zamanlamayla müdahale ettiğini düşünüp diğer mekanlarda Türkçe konuşurken bile dikkat kısık sesle konuşmaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın Scheveningen'de kahvaltı faslının ardından Rotterdam'a geçerek Den Haag'ı bitirmiş olacağım.&lt;br /&gt;Şimdi yatmadan önce denemem gereken bazı şeyler daha var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116364200549660834?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/11/dikkat-trk-kabilir.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116358825936261873</guid><pubDate>Wed, 15 Nov 2006 10:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-15T22:50:13.590+02:00</atom:updated><title>Özge Hollanda'da</title><description>Uzun bir aradan sonra yıllık iznimde yeniden yazıyorum, ve bu sefer Hollanda'dayım&lt;br /&gt;(Ayşegül serisi gibi oldu, Özge Hollanda'da...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derya an itibariyle derste, ben de onun odasında telefonumun şarjınının dolmasını beklerken bir şeyler karalamaya vakit buldum.&lt;br /&gt;İşe girdiğimden beri ilk defa böyle durduğumu hissettim. "Zaman geçirmem gerek, oyalanayım. ayrıca yapacak birşey, kafamı meşgul edecek bir şey yok!"... Öğrencilikte böyleydim, özlemişim bu öğrenci hissiyatını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün uçağı beklerken Selen diye bir kızla tanıştım. Yolculuğun öncesi ve sonrasıyla yaklaşık 6-7 saat muhabbet ettiğimizden dolayı iyi bir muhabbet insanı daha kazandım diyebilirim. (Bunda uçaktaki Heineken kardeşliğimizin de etkisi var tabii, yol daha uzun olsa artık içmekten nara atarak inebilirdik. Garibim gideceği yerden bihaberdi indiğinde, acaba otelini bulabildi mi?...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hulusi sağolsun beni havaalanında karşıladı, Selen'e de ne tarafa gitmesi gerektiğini söyledikten sonra Den Haag'a (yani Derya'ya) giden bir trene bindirmek üzere girişimde bulunurken aklını çeldim ve o da geldi  Den Haag'a. Akşam üçümüz takıldık. Henüz pek göremedim ama akşam gördüğüm kadarıyla Den Haag Hollanda'nın buranın Ankara'sı. Her şey kraliçenin, prensin vs. Çok düzenli sokaklar boş. Neyse ki Derya birkaç güzel bar keşfetmiş de oralarda takılıp eğlenebiliyoruz. (Derya, bardaki Amerikalı çocuğun adı Kyle, unuttukça buraya bakabilirsin : )  )&lt;br /&gt;İlerleyen zamanlarda birkaç resim koyarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl bugünden itibaren görmeye başlayacağım, hatta artık çıkayım. Derya elime harita tutuşturup, görmeye değer yerleri işaretleyerek dersine gitti. O dersteyken güzel bir Den Haag turu yapacağım. Yarın Rotterdam'ı gezip Nergiz'i de kolundan tutup geleceğim. Hulusi de gelecek ve dördümüz İstanbul'daki alem gecelerinin bir benzerini yapacağız. Cuma ve Cumartesi de Hulusi ile Amsterdam'a akacağız. (Bu arada Türkiye'den bir arkadaşım burada olduğumu öğrenip "Ben de geleceğim" dedi, çılgın gelişmeler olabiliyor. Bakalım...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik durum bu. Artık gidip haritam ve fotoğraf makinamla turist moduna gireyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116358825936261873?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/11/zge-hollandada.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-116006947749936897</guid><pubDate>Thu, 05 Oct 2006 17:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-10-09T02:04:37.993+03:00</atom:updated><title>Kuşum Öldü</title><description>Muhabbet kuşum öldü. :(&lt;br /&gt;Daha 2 gün önce oynarken kameraya çekmiştim. Üşüyüp içime girmeye çalışıyordu. Meğer hastaymış.&lt;br /&gt;İşin en kötü tarafı şu ki yeminin bittiğini görüp yem koydum, büyük bir iştahla yedi sonra. Ama belki tüm gün aç kaldığı için hastalanmış olabilir. Kısacası benim yüzümden ölmüş olabilir.&lt;br /&gt;İşe girdiğimden beri evde hep yalnız kaldığı için bana küsüp depresyon yaptığı oluyordu ama bu sefer cidden hasta olduğu için köşede sessiz duruyormuş.&lt;br /&gt;Dün gece ben yattıktan sonra babamlar görmüş öldüğünü. Sabah güneş doğduğu gibi ötmesin diye kafesinin üstünü örteriz yatarken. Sabah görüp moralim bozulmasın diye üstünü örtmüşler gene. İşten geldikten sonra kafesin olmadığını görünce öğrendim.&lt;br /&gt;Ne sorumsuzluk yaptım ama ya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-116006947749936897?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/10/kuum-ld.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115799463887915780</guid><pubDate>Mon, 11 Sep 2006 17:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-09-21T11:30:48.180+03:00</atom:updated><title>Ehh</title><description>Uzun zaman oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben bu yazmadığım süre içerisinde zamanla ilgili bir halt anlayamadım.&lt;br /&gt;Çok çabuk geçiyor zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş-güç kısmı dışında zaman zaman saçma aksiyonlar yarattığım olsa da (başı boş bırakılmaya gelmiyorum, hemen bir şeylere sokuyorum kendimi) genel olarak aksiyonlar iş tarafındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada neler mi oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Stok analizi yapmak üzere bayiimin deposuna girdiğimde "Yanık kokusu geliyor" cümlesini bitiremeden alarmlar çalmaya başladı, "Yan tarafta mazot var, koşun dışarı" seslerinin ardından itfaiye sesleri duyuldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kısaca MKM denilen güzide mahalleye gittiğimde protesto eylemi nedeniyle 12-2 arası bayiilerin kapalı olduğunu gördüm. Altımdaki arabanın Amerikan firması arabası olduğu belli olduğu için protesto ettikleri şey nedeniyle vınlama ihtiyacı duyarak arazi oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yollarda bolca kayboldum. Bazen şansa kaybolduğum yerler de benim bölgem olduğu için rut planımı değiştirip aslında daha sonra gideceğim bayiileri erkene almış oldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şirket pikniği düzenledik, piknik komitesindeki 5 kişiden biriydim. Piknik günü yağmur yağdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yürüme rutu yaptığım işlek bir cadde var, işe başladığım 2 aylık süre içerisinde oraya 3 kere gittim ve üçünde de üzerime yağmur yağdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bugün ilk kazamı yapıp tutanak tutturdum. Polislerin gelmesi 2-3 saat sürüyormuş! İlk kazam sonrası araba kullanmak çok gerginlik yarattı. (Stresten geriye kaydırıp bir de arkadakine takıyordum az kalsın.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yokuşta paralel parkı beceremeyip şirketten o bölgede çalışan diğer arkadaşa rica ettiğim bile oldu... (Ne kadar rezilim ya!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kış geliyor, her yer yağmur çamur; okullar açılıyor... Trafik gözümde büyüdükçe büyüyor... Zaten acemi şoförüm, artık bu yoğunlukta park yeri falan da bulamam, saçmalar dururum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Okul zamanı eğlencenin dibine vuran biri olarak şirkete geldiğimden beri kendimi çok asosyal hissediyorum. Normalde sürekli gülen, ona buna sataşıp çenesi durmayan biri olarak ekip odamızda nasıl sus pus soğuk bir insan olabiliyorum anlamış değilim. Bir şekilde rahat değilim, kendim gibi davranamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hala rut mut tamamlanmadı. Hedefleri nasıl tutturacağım, gitmem gereken bayiileri nasıl bitireceğim bilmiyorum. Her cumartesi sahada olacağım gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İşte bayiiler ve rakip firmanın çok sıkıştırdığı durumlar oluyor. Bizi tercih etmelerini sağlamak için onlardan önce kendimi inandırmam gerek bizi seçerek daha karlı olacaklarına dair. Ama bazen teklifler arası öyle uçurumlar oluyor ki kendim bile inanamıyorum ki adamı inandırayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattıklarımdan da anlaşılacağı üzere hayatım çok da iyi gitmeyen bir iş çerçevesine oturdu. İyi gitmesi için daha çok öğrenmem, olaya hakim olmam gerek. Yaptığı her işin en iyisini yapmak isteyen biri olduğum için kendimi yetersiz hissettiğimde çok huzursuz oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılmışım ben belli ki.&lt;br /&gt;Beklediğimden erken oldu.&lt;br /&gt;Ama geçicidir...&lt;br /&gt;Her şeye alışılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115799463887915780?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/09/ehh.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115445719157345439</guid><pubDate>Tue, 01 Aug 2006 18:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-08-04T12:27:44.086+03:00</atom:updated><title>Depeche Mode On</title><description>Depeche Mode bir geldi pir geldi!&lt;br /&gt;O kadar kalabalıktı ki bir ara sahneyi görebilme umudumu kaybetmem bir yana, açık havada boğulacağımı zannettim. (Bu yüzden olsa gerek, en uslu durduğum konser oldu. İyice önlere geçeceğim diye debelenmedim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim olduğum konserlerde nedense aksiyon eksik olmuyor, gene bomba bir gece geçirdim. Aksiyon geliyorum demiyor, ben de şaşkınlıkla bakakalıyorum...&lt;br /&gt;Hızımızı alamayıp konser sonrasındaki partiye de gittik Buzada'ya (Ya yok bu adı beğenmedim, oraya Galatasaray Adası demeye devam edeceğim!)&lt;br /&gt;5'te yatıp 6'da kalkarak işe gittim, öğlene kadar maymun gibiydim ama değdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Deryacım özellikle sen yazmamı istemişsin konseri ama toparlayamadım ki doğru düzgün! Ama kesin olan bir şey var: &lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Cidden doyamadık!&lt;/span&gt; Aslında anlatmaya değer ne kadar çok şey olduğunu biliyorsun ama artık kusura bakmasın kimse, bir kısmı da bize kalsın geceye dair.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/dm2.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 310px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px" height="179" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/320/dm2.jpg" width="334" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Keşke 3-5 saat daha sürseydi! Konserden beri sürekli &lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Stripped&lt;/span&gt; dinliyorum ve düşünüyorum: &lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Dave Gahan&lt;/span&gt; nasıl hala bu kadar taş olabiliyor? Fiziğini ilerleyen yaşına rağmen nasıl koruyabiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/dm1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 289px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px" height="202" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/320/dm1.jpg" width="304" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;See the stars they're shining bright&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Everything's alright tonight&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... der ve susarım ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115445719157345439?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/08/depeche-mode-on.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115445493448164934</guid><pubDate>Tue, 01 Aug 2006 17:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-08-01T20:55:35.256+03:00</atom:updated><title>Yolların Fatihi</title><description>Düzce'den sonra yazmayınca otobandan çıkamayıp Ankara'ya kadar gittiğimi sanan ve merak eden arkadaşlar olmuş.&lt;br /&gt;Bir ara yol çok uzun gelip Düzce çıkışını kaçırdığımı düşünsem de gitmeyi başardım (otobandaki park yerlerinden birine girip "Daha çok var mı Düzce'ye?" diye kontrol etme ihtiyacı duymadım değil...)&lt;br /&gt;Düzce ile ilgili bir not düşeyim: Araba kullanış tarihimi ele alırsak Düzce'den önce ve Düzce'den sonra diye ikiye ayrılmalı artık. Uzun yol tecrübesi bambaşka bir şeymiş... Eskiden şirkete 35 dakikada giderken Düzce'den sonra 25 dakikada gitmeye basladım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ilk kaybolma vukuatını yaşadım. Şirkete ilk defa 1. köprüden gidecektim (ogs yeni geldiği için), ama -karşıdan gelen güneşten olsa gerek- tabelayı göremedim ve köprüden çıkamadım. Yol Şile'ye kadar gidiyordu ama neyse ki "Ya bu kadar gitmemde bi anormallik var, şirket bu kadar uzak değildi, bir yerlerden cıkayım" diyip çıktım! Saha çalışmalarındaki bölgelerimden biri olacak olan Ümraniye'ye kadar bir şekilde geri döndükten sonra (süper tabela takip ediyorum artık!) orda şirketin başka bir arabasıyla karşılaşıp büyük bir sevinçle peşine takıldım. Beni gören arkadaş da baştan orada ne aradığımı anlamayıp dumur olsa da derdimi anlayıp süper bir tarifle beni şirkete ulaştırmayı bildi. (Vesileyle Ümraniye'ye nasıl gidip döneceğimi de öğrenmiş oldum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönmeden önce girdiğim bir benzinciden "Anadolu Yakası Haritası" aldım. Öyle güzel ki sokak sokak her yer var! Artık açarım haritamı önüme, bakarım dalgama...&lt;br /&gt;("A'dan Z'ye İstanbul" diye bir kitap varmış, ondan da alacağım ilk gördüğüm yerden.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115445493448164934?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/08/yollarn-fatihi.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115381036181872835</guid><pubDate>Tue, 25 Jul 2006 06:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-28T17:17:59.293+03:00</atom:updated><title>Düzce mi?!</title><description>Gün geçmiyor ki işle ilgili enteresan şeyler olmasın.&lt;br /&gt;Hayatında ilk defa yalnız araba kullanışını 2 hafta önce yapıp yollardan da bihaber olan ben, yarın Düzce'ye gideceğim arabayla.&lt;br /&gt;Sabah 5'te kalkıp yola çıkarım bu gidişle. (Yol 1 buçuk saat sürüyor diyorlar, ben kullanacağıma göre 2-2,5 saat olur o.)&lt;br /&gt;Yolları öğrenmem lazım, yeşil tabelaları iyi takip edip otobana girebilmem, girdikten sonra Düzce'yi kaçırmadan ordan çıkabilmem gerek. (Eğer öyle bir çıkış varsa! Ben tam tarifi alayım bugün en iyisi. Yoksa "Ya ben otobanın sonuna kadar gittim, Ankara falan olabilir burası" diye şirketi aramak istemiyorum!)&lt;br /&gt;Aynı günün akşamı döneceğim. Eğer dönerken hava kararmış olursa ilk defa karanlıkta kullanma olayını da atlatmış olurum (ama umarım erken dönerim ve buna gerek kalmaz!)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115381036181872835?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/dzce-mi.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115361114789310132</guid><pubDate>Sat, 22 Jul 2006 22:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-24T22:20:09.983+03:00</atom:updated><title>Ve Maraton Start Aldı</title><description>Yazmaya iş vesilesiyle bir süre ara vermiş oldum, merak edip mesaj atanlar oldu, onlara teşekkür ederim.&lt;br /&gt;Blog yazmaya devam edeceğim ama adresi değiştirmeyi düşünüyorum. (Malum artık işe gidiyoruz, böyle resmi iletişimler artınca takip edilebilirliği düşürmek istedim daha rahat yazabilmek açısından)&lt;br /&gt;Takip eden arkadaşlar için maille vs. yeni adresi bildiririm. Link veren arkadaşlar link için adımı soyadımı yazmayıp sadece adımı veya kullanacağım nicki yazarlarsa sevinirim (çünkü aksi taktirde benim adresimi değiştirmiş olmamın hiçbir anlamı kalmıyor, gene google aramalarıyla vs. hemen linkim çıkıyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kısa açıklamadan sonra gelelim isyanlara:&lt;br /&gt;Kendimi 2 haftada yaşlanmış, rutine bağlanmış gibi hissetmeye başladım bile. "Naber? Nasıl gidiyor?" sorusuna "Nolsun ya, iş güç" diyip geçiştirmeler, çok gezip arkadaşlarla takılan biri olmama rağmen iş dışında pek bir şey yapmamaya başlamalar, nispeten erken saatlerde uyku moduna geçmeler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi sabahları da birkaç saat çalıştığım için cuma gecelerine balta vurulmuş oldu, en değerli gecelerim artık cumartesi geceleri. İşe girdiğimden beri cumartesi çok da elle tutulur programlar yapamamış olmak canımı sıkıyor (tek gece olduğundan kıymete bindi, illa o gece aksiyon yaratmalıyım artık.)&lt;br /&gt;Her hafta bir sürü kişi arar, bazılarına takılıp çoğuna hayır demek zorunda kalırdım; ama bu hafta herkes başka taraflara dağılmış haldeydi ve 7624. telefon konuşmamda program yapacak kişiyi buldum.&lt;br /&gt;Ah ya artık kendimi bildim bileli "haftanın en sıkıcı günü" olarak bildiğim pazar günleri bile resmen nimet gibi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"25-35 arası çok çabuk geçiyor anlamıyorsun bile" derlerdi de inanmazdım.&lt;br /&gt;İnanmaya başladım bile, koşturmaca halindeyken hayattan kopmaya başlıyorsun.&lt;br /&gt;Bir sabah kalktığımda 35'ime gelmiş olduğumu fark etmek istemiyorum.&lt;br /&gt;(35 yaş ve üstü alınmasın; yaşa lafımız yok, her yaşın ayrı bir güzelliği var, ama o yaşa kadar hakkını vererek yaşamak lazım. Eğer o olmadıysa geçen yıllara yanarım.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115361114789310132?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/ve-maraton-start-ald.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115279879773703707</guid><pubDate>Thu, 13 Jul 2006 13:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-15T10:35:22.406+03:00</atom:updated><title>Gün 4 (Murphy İş Başında!)</title><description>İlk 3 günün sonunda bugünden itibaren normal yazı seyrime dönecektim ki bugün de işle ilgili anlatacağım şeyler oldu. (Daha çok olacak gibi de görünüyor!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne kötü başladım. Sabahın 6'sında işe giderken yolun ortasında park edip çekmemekte direnen kargocular yüzünden adamların "boş boş, rahat burası, gel gel" sözleriyle daracık bir yerden geçmeye kasıyordum ki park halindeki aracın aynasına değip düşürdüm. Bu kadar yumuşak dokunmayla bir şey olmaması gerekirdi gerçi, ama demek ki emanet gibi duruyormuş orda. Bakındım ettim ama yapacak bir şey yoktu, "Sabah kalkıp bunu gördüğünde bana küfredecek" üzüntüsüyle yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;Bence adam cidden küfretmiş ve tutturmuş, gittiğmiiz bir bayii bana bağırıp kovdu!&lt;br /&gt;70 küsüründe yaşlı bir bakkal amca (70 vardır heralde; adam ayakta zor duruyor, titriyor, konustugu bile zor anlaşılıyordu. Amcayı gömme vakti bence gelmişbile! "Ölmüş haberi yok" denilebilecek cinsten...)  arkadaşın dünkü dağıtımında eksik olduğunu iddia etti. Bizim arkadaş da malları oğlunun teslim aldığını, herkesin kontrol ettiğini ve depoda da sayımın doğru çıktığını söyleyince adam sinirlenip bağırmaya, "Hayır getirmedin, vermedin malı" diye götürdüklerimizi de fırlatmaya başladı. Sonra sinirden iyice titremeye başlayınca kalpten gidecek diye korkup araya girdim "Sakin olun, bir de oğlunuzla konuşalım isterseniz" diyerek. Arkadaştan biraz da olsa çekinip yeterince sinirlenememiş olacak ki daha küçük bir kız görünce bana daha şiddetli bağırmaya başladı "Çık dışarı, sen hiç konuşma! Git burdan istemiyorum seni!" diye. Ben de amca kalpten gitmesin, sakinleşsin diye çıkıp dışarda bekledim. Yarın aynı yere bir daha gidilecek, bu sefer arabada beklemeyi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne manyaklar var" diyip geçmek istiyorum. Dünyanın en zor işi insanlarla uğraşmak, Allah kolaylık versin böyle işi olanlara...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115279879773703707?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/gn-4-murphy-i-banda.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115271477571241807</guid><pubDate>Wed, 12 Jul 2006 14:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-12T21:56:29.376+03:00</atom:updated><title>Gün 3</title><description>Bugün zamanlamayı süper yapıp olmam gereken saatten 5 dakika önce şirkete vardım.&lt;br /&gt;"Dün 52'yi gezebilen bugün 53'ü de yapar" demiş olmalılar ki bugün 53 bayii gezdim!&lt;br /&gt;Normalde hiç gitmeyeceğim aralardaki abuk yerlere de gitmiş oldum. (Satışın en yüksek olduğu yerlere gidiliyor benim pozisyonda, o yüzden bu dolaştıklarımın çoğunu bir daha görmeyeceğim.) İnsanlarla konuştukça "Bu işten çok malzeme çıkar" diye düşünmedim değil, çok enteresan karakterler var, herkes bir alem!&lt;br /&gt;Belki ilerleyen günlerde bunlara yer veririm. (Böyle gün 1, gün 2... diye daha fazla devam etmeyip eski şekle dönesim var ama aralara sıkıştırabilirim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl anlatmak istediğim başka bir şey var:&lt;br /&gt;Bugün ilk "Kadın şoför" hareketimi yaptım (ama yaptığım saçmalığı bozuntuya vermedim, kimse anlamadı.)&lt;br /&gt;Eve dönüş yolunda bizim sokağa girerken bir anda her taraftan araba çıkıp girmeye başladı, ben de yol vermek için direksiyonu fazla kırıp iyice kenara yanaşarak döndüm (belki de aslında o kadar çok yanaşmama gerek yoktu, bilemiyorum.) Köşeyi dönüp açılacaktım ki köşenin az ilersinde önümde araba park ettiğini görmüş oldum; haliyle kaldım arkasında. Geri gidip ordan kendimi kurtarmam gerekti ama sokak beni sima olarak tanıyan mahallelilerle doluydu ve yaptığım hareketin kazmalığını fark edip bakmaya başladılar. Ben de durumu kurtarmak için sanki önümdeki arabanın arkasına isteyerek park etmişim gibi motoru kapatıp indim ve yandaki marketten limon alıp tekrar bindim. (Sonradan bu bahaneyle limon aldığıma sevindim, dün barbunya pişirmiştim.) Arabaya tekrar binip kendimden emin bir şekilde geri gidip oradan çıktım ve artık kimse bir kazmalık yapmışım gibi bakmıyordu : )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115271477571241807?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/gn-3.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115262463411398552</guid><pubDate>Tue, 11 Jul 2006 13:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-12T05:11:14.290+03:00</atom:updated><title>Gün 2</title><description>Bugün sabah 5:20'de kalkıp 5:45'te yola çıktım.&lt;br /&gt;Bir aylık oryantasyon sürecimin 10 gününde mal dağıtan arkadaşlarla sabah 7'de yola çıkmam gerekiyor, o yüzden böyle erkenden toparlandım.&lt;br /&gt;Acemi kullanıcı olarak ilk defa arabayla şirkete gidecek olmam ve aşağıda bahsettiğim üzere OGS olmadığı için karşıda dolanırken kendime kaybolma payı bıraktığım için daha da erken çıkıp 1 saatlik yol payı bırakmıştım.&lt;br /&gt;Zart diye şirketi bulmamla beraber sabahın 6:05'inde şirketteydim!&lt;br /&gt;Bu arada o saatte yolların boş olmasıyla birlikte köprü çıkışı düzlüğünde 120'yi geçtiğimi görüp dumur oldum. 100 psikolojik sınırına sahip olduğumdan dolayı 120'yi geçip de rahat gittiğimi görünce eşiğimi de biraz yükseltmiş oldum.&lt;br /&gt;Bugün tam 52 bayii gezdik arkadaşla! Ürünlerimizi tanımak açısından iyi oldu, ama çok yorucu kesinlikle (bir kere şöyle bir şey var ki sabah işe gittiğinde seni bekleyen 52 yer olduğu düşüncesi çok moral bozucu. Yarısına kadar "Kaç kaldı" diye saymadım.)&lt;br /&gt;İyi yanı erken gelmem oldu (hatta şu anda msn'den "Neden evdesin? İşe noldu?" diyen Demet'i "Anlaşamadık, işi bıraktım" diye keklemekteyim." Kızma Demet'cim : )  )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse uzatmadan noktalayayım, gidip eve geldiğimden beri 130 kez camdan baktığım arabama bir kez daha bakayım "Ne de güzel park edebiliyor muşum uğraşınca" diyerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115262463411398552?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/gn-2.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115254981450626006</guid><pubDate>Mon, 10 Jul 2006 16:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-11T00:11:23.120+03:00</atom:updated><title>Gün 1</title><description>İlk iş günümün ardından eve yeni geldim. Kesinlikle yorucu ve göründüğünden çok daha karmaşık, detaylı bir iş.&lt;br /&gt;Öğlene kadar teorik olarak bazı şeyleri anlattılar, öğleden sonra ise sahaya çıkıp 9 bayii gördüm.&lt;br /&gt;Yarından itibaren 2 hafta mal dağıtan arkadaşlarla çıkacağım. Bu da demek oluyor ki sabah 5 buçukta kalkacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl haberi sona sakladım: İlk günden arabayı verdiler ve eve yalnız döndüm. İlk defa yalnız araba kullandım. Yarın da arabayla gideceğim haliyle.&lt;br /&gt;Henüz OGS alınmadığı için 1. köprüden 10 dakikada ulaşacağım yere 2. köprüden gitmeye çalışacağım. (Bunu düşünüp stres yaparak 5'te bile kalkabilirim çünkü Anadolu yakasını hiç bilmem ve bugünkü tariflerine göre bakalım nasıl bulacağım...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115254981450626006?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/gn-1_10.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115247517551417925</guid><pubDate>Sun, 09 Jul 2006 19:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-10T19:26:48.623+03:00</atom:updated><title>Temmuz Ayı Konser Ayı</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/Konserler.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/320/Konserler.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Temmuz ayı aktiviteleriyle beni benden aldı.&lt;br /&gt;Şimdilik gitmek istediklerim sırasıyla şöyle:&lt;br /&gt;12 Temmuz Guns N' Roses&lt;br /&gt;14 Temmuz W.A.S.P.&lt;br /&gt;28 Temmuz Whitesnake&lt;br /&gt;30 Temmuz Depeche Mode&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsine gideyim modundayım ama bakalım hangilerine gitmeyi başaracağım. (Gönül isterdi ki bir ay önce çalışmaya başlayıp maaş alsaydım.)&lt;br /&gt;Depeche Mode dışındakiler eski metal günlerini yad etmek amacıyla "Ölmeden göreyim ya, bir zamanlar az coşmadık kendileriyle" kategorisinden gruplar.&lt;br /&gt;Zaman zaman hala dinlerim kendilerini ama masaüstümde Demet Akalın'ın Afedersin adlı parçası dururken "Waaay metal konserine gidecek olana bakın, desktopunda neler varmış dinlediklerinden!" dalgalarına engel olamıyorum haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E işe başlıyoruz ya, hafta içi olanlara da ayrı bir gözle bakıyorum artık.&lt;br /&gt;Neyse ben gene de bi hepsine gitmeye niyetleneyim, bakalım kaçına gidebileceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: WASP iptal olmuş! Biletleri geri alıyorlarmış!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115247517551417925?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/temmuz-ay-konser-ay.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115247084618579222</guid><pubDate>Sun, 09 Jul 2006 18:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-09T21:47:26.250+03:00</atom:updated><title>İlk Gün!</title><description>Yarın ilk iş günüm olacak!&lt;br /&gt;Henüz bir heyecan yok, birkaç hafta oryantasyon olacağını sanıyorum (ve umuyorum), ama heyecan yok desem de bugün sabah gözümü açar açmaz "Yarın işe gideceğim!" diye kalkıp saati 6:45'e kurdum.&lt;br /&gt;E artık yorgunluktan harap ve bitap düşmezsem ilk günümü anlatırım yarın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115247084618579222?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/ilk-gn.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115247044378995614</guid><pubDate>Sun, 09 Jul 2006 18:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-09T21:41:00.086+03:00</atom:updated><title>Mezuniyet Temizliği</title><description>Dün bütün dolabımı boşalttım. Artık mezun olmam dolayısıyla bir daha açmayacağım kitapları gerekli yerlere iletmek üzere ayırdım, çok daha minimalist takılmaya karar verip bir dolu şeyi odamdan çıkardım.&lt;br /&gt;En bomba kısmı ise ortaokuldan beri yazdığım kişisel notlarımı bulmamdı. Blog gibi değil, çok daha kişisel; sinirimi, üzüntümü, heyecanımı en ince detayına kadar sayfalarca anlattığım notlar... Hepsinin üstüne tarihi ve nerede yazdığımı da not almışım. Okurken bazı şeyleri bir daha yaşadım. Hala yazarım beni etkileyen şeyleri yalnız kaldığımda; ama sonrasında parça parça eder atarım okunmasını istemediğim için; insan her şeyi de başkasına olduğu gibi anlatamıyor ki. "En azından kendime çok açık davranayım" diyerek başlamıştım yazmaya.&lt;br /&gt;Eski notlarımı okuyup yırttım teker teker. Lise 2'den beri olanları daha değerli benim için, özellikle onlardan çok etkilendim. Zaman zaman çok duygulandım ama bazı yerlerinde de çok güldüm aradan seneler geçmesine rağmen bazı şeylerin hala aynı olduğunu gördükçe, iki gün önce kurduğum cümleyi o zaman da kurmuşum.&lt;br /&gt;Birkaç tanesine kıyamadım atmaya. O zamanlardan beri yanımda olan Ayşe de okusun istedim, onunla okuyup öyle imha etmeyi planlıyorum. En azından o zamanları bilen biri daha okusun, üstüne "Ne günlerdi ya..." diye konuşalım ve öyle gitsin. Sanırım o kıyamadığım yazıların sadece benim bilgim dahilinde yok olup gitmesine gönlüm razı olmuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115247044378995614?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/mezuniyet-temizlii.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115226310679378234</guid><pubDate>Fri, 07 Jul 2006 08:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-07T12:13:45.286+03:00</atom:updated><title>Bir Koyun İstiyorum Öyleyse Varım</title><description>Küçük Prens'i ilk okuduğumda 12 yaşındaydım. Enteresan bir hocamız vardı, o yaşta bile her satırın altında neyin gizli olduğunu sorar cinsten ders işlerdi. (Yorumlama işlemini filmler üzerinde de yapardı. Hatırlıyorum Amadeus filmini öyle irdeleyerek izlemiştik ki film 6 haftada bitmişti. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/320/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Aynı hocamız haftada bir klasik müzik açar, kafamızı sıraya koyup hayal kurmamızı da isterdi. Çok az insan hayatıma bu derece damgasını vurmuştur, hala hayranlıkla anmamı sağlamıştır.) Küçük Prens'i de o okutmuştu ilk, ve ilk o zaman her satırını didik didik ederek okumuştum bu kitabın. Daha sonraki 10 sene boyunca birçok kez daha okudum, her seferinde her sayfasında durup düşünerek.&lt;br /&gt;Dün Evren'le ne zamandır geyiğin dışına çıkmamış ve derin konu konuşabilmeyi arayan biri olarak sohbet ederken konu Küçük Prens'e de geldi. Sonrası malum, eve geldim ve bir kez daha okudum kitabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;"...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- Lütfen bir koyun çizer misiniz bana?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Bir olaydaki gizlilik payı belirli düzeyi aştıktan sonra eliniz kolunuz bağlanır. İnanmayacaksınız ama en yakın köyden bin mil uzakta ve ölümle her an yüzyüze olduğum halde cebimden bir parça kağıt ve dolmakalem çıkardım. Tam o sırada şimdiye kadar yalnız tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle uğraştığım aklıma geldi ve bizim küçüğe (biraz da üzülerek) resim yapmayı beceremediğimi söyledim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- Ne zararı var canım, dedi, bir koyun çiziverin. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Çizdim koyunu. Resmi iyice inceledi, sonra:&lt;/span&gt; &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/200/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- Olmadı, dedi, bu daha şimdiden çok zayıf, hasta bir koyun. Bir tane daha çiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Ben de bir tane daha çizdim. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/200/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Dostum tatlı tatlı, hoşgörüyle gülümsedi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;-Sen de görüyorsun ya bu koyun değil, bal gibi koç. Boynuzlarına baksana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Resmi yeniden çizdim ama yine beğendirememiştim. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/4.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/200/4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- Bu da çok yaşlı. Ben öyle bir koyun istiyorum ki uzun süre yaşasın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Artık sabrım tükenmişti, üstelik uçağımın motorunu bir an önce sökmek istiyordum. Aşağıda gördüğünüz resmi şişirdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/5.3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/200/5.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- İstediğin koyun şu sandığın içinde, diye kestirip attım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;Küçük eleştirmenin yüzünün birden aydınlandığını görünce şaşırdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;- Tam da istediğim gibi oldu. Peki bu koyun çok mu ot yer dersin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"&gt;..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Prens gibi sandığın içinde hayal ettiğim şeyi seviyorum çoğu kez. Gene de bir koyun çizer misiniz diye istiyorum ben de, "Bir koyun istiyorum öyleyse varım" diyerek.&lt;br /&gt;Ne de olsa insanoğlunun akla sahip olduğu onun hayattan zevk aldığı anlamına gelmez. Sadece akıl ve bilinç yeterli değildir, duyarlılık da gereklidir. Küçük Prens'in bir koyun istemesi onun duyarlılığa sahip olduğunun, yaşadığının kanıtı değil mi??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu kitabı okuyun. Ben daha çoook alıntı yapıp üstüne konuşmak isterim ama bu kitabı okuyun ve üstüne düşünün. Her sayfasından sayfalarca kompozisyon yazılabilir...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115226310679378234?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/bir-koyun-istiyorum-yleyse-varm.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115210724319990051</guid><pubDate>Wed, 05 Jul 2006 13:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-06T21:07:23.186+03:00</atom:updated><title>Kaleci Yaşar</title><description>Hiç tanımadan, sadece anılarını okuyarak sevdiğim bir futbolcudur Kaleci Yaşar. Normalde hiç copy paste yapmam ama bu sefer canım sıkıldıkça okuduğum Kaleci Yaşar'ın anılarından alıntı yapacağım. (Dünya Kupası vesilesiyle bu seferlik böyle bir şey yapıverelim diyorum) Her seferinde aramadan burdan okuyayım ben de. Kesinlikle komik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Ilk 8-0'lik maçin hikayesi&lt;br /&gt;Aslında Ingiltere ile 1984 yilinda oynayacagimiz o maça kadar kalede Ankaragücü'lü Arif oynuyordu. Boyum uzun diye bu maç için 'Sen kaleye geç' dediler. Inanin 1 ay sürekli yan top çalistik. Ancak o gün yedigimiz 8 golden 3'ü yan toptandi. Adamlarin nasil gol atacagini biliyor ama çaresini bulamiyorduk. Hayatimda oynadigim en tuhaf maçti. Düsünün sahada 22 kisi var ve 20 tanesi bana bakiyordu. Çünkü maç hep benim kalemin önünde oynandi. Top sanki duvara çarpiyordu bana geri geliyordu. Maçtaki tek sutumuzu Erdal Keser atmisti. Belki bin maç yapsak 8 olmazdi. Ama oldu. 40'inci dakikada beni çikarin diye bagirdim. Hoca baska alana degisiklik yapti ben sahada kaldim 8 golü de ben yedim. Maç sonu TRT spikeri geldi 'Ne  hissediyorsun' dedi. Adamin suratina baktim 'Ne hissedeyim ki' dedim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Wembley'deki 5-0'lik maç &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Bir de 5 gol yedigim bir Ingiltere maçi daha var. Abdülkerim, Lineker'i, Rasit Çetiner de Hoddle'i tutuyor. Bir korner sirasinda, Abdülkerim ceza sahasinda resmen 'Lineker'i gördünüz mü beyler?' diye sordu. Rasit de, 'Az önce buralardaydi' yanitini verdi. Maç mi, makara mi belli degildi. Tabii 8 gollük maçtan sonra bu 5'lik karsilasma ciddiye alinmadi. Ama bizim bu maça bir gidisimiz var, inanilmaz. Abdülkerim Wembley'deki ilk idmana giderken bir kaç futbolcu ile birlikte yaris yaptilar. Wembley'e ayak basan ilk biz olalim dediler.. Abdülkerim sanki Neil Armstrong gibiydi.. 'Aya ilk ben ayak basacagim' diyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Bu da ikinci 8-0'in öyküsü &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Kaleci Fatih ile Milli Takim'da oda arkadasiydik. Ingilizler'den 3 maçta 21 gol yiyince (Bir 8 de Fatih yemisti) gazeteler 'Fatih ile Yasar öyle iyi arkadaslar ki, yedikleri (!) içtikleri ayri  gitmez' diye yazdi. Ikinci 8-0'lik maçta kalede o vardi. Çünkü ilk 2 maçta 13 gol yedigim için oynamayacagimi biliyordum. Fatih sürekli beni sikistiriyor ve 'Abi ne olur, 8 olur mu?' diye soruyordu. Ben de, '1-2 olur fazla olmaz' diyordum. O kadar çok sordu ki, bir gün darlandim, 'Yeter be. 7 olur, 9 olur ama 8 olmaz. O bana has!' deyip siyrildim. Maç 8 olunca, Fatih, 'Abi be! Senin yapacagin tahmin bu kadar olur' dedi, gülüstük.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;TRT Spikerlerinden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;8-0'lik bir ingiltere macinda -5. yada 6. golu yedikten sonra TRT spikerinin dedikleri: "Evet sayın izleyiciler, ingilizlerin bir atağını daha gol yiyerek savuşturduk" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663333;"&gt;Macin 90.ci dakikasi ve ingilizler bir gol daha atiyorlar ve spiker yine patlatiyor: "Evet sayin izleyiciler, mac bitti daha gol yiyoruz"&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115210724319990051?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/kaleci-yaar.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115210581474967470</guid><pubDate>Wed, 05 Jul 2006 13:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-05T16:23:35.136+03:00</atom:updated><title>Ya Tutarsa?!</title><description>Nergiz'le geyik potansiyelimizin doruklarındayken bunu neden enteresan bir şekilde noktalamıyoruz ki diyerek kahve içip fallaştık. Daha doğru karşı taraf salladı, biz de sap gibi dinledik.&lt;br /&gt;Sonuçları açıklıyorum:&lt;br /&gt;- Çok uzun yaşayacakmışım, 80'i görecekmişim! (Taze check up yaptırdım gayet sağlıklıyım)&lt;br /&gt;- Çok zengin olacakmışım (Valla artık bağınızı koparmamak için iyi geçinin benimle)&lt;br /&gt;- Mantığımla insan sevgisini birleştirebilen biriymişim (acayip eritirim böyle ikili şeyleri aynı potada!)&lt;br /&gt;- Ağustos ayı süper bir ay olacakmış, hem işte hem aşkta coşacakmışım (Temmuz'dan baslangıçlar olacak dedi hadi bakalım hayırlısı...)&lt;br /&gt;- Ha bir de koruyucu meleğim varmış. Mecazi mi diye baktım da ciddi ciddi koruyucu melekten bahsediyormuş. Bismillahirahmanirahim diyip kapatıyorum konuyu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115210581474967470?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/ya-tutarsa.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115200049464622896</guid><pubDate>Tue, 04 Jul 2006 08:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-05T16:17:05.010+03:00</atom:updated><title>Check up</title><description>Nihayet check up faslı da bitti.&lt;br /&gt;En sancılı aşamalar ise 5 tüp kan almaları ve çişim olmadığı halde idrar tahlili için tuvalette kendimi kasmamdı.&lt;br /&gt;Bunların dışında akciğer filmi, elektro kardiyo hede hödösü, kulak-burun-boğaz, göz ve dahiliye incelemelerim daha rahattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorlar soru sordukça &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;genetik mirasım için sülaleme teşekkür etmem gerektiğini anladım&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, zira bilimum "Ailede şeker var mı? Kalp var mı? Kanser var mı? Yüksek tansiyon var mı?..." sorularına "Hayır" cevabını verebildim sayelerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe alım sürecinde öyle bir gözden geçirildim sanki komando seçiyorlar, haftaya Kayseri Hava İndirme Birliği'nde başlıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bu arada büyüsem de hala çocukluğumdaki gibi boğaza bakmak için ağıza sokulan çubuktan rahatsız oluyormuşum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115200049464622896?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/check-up.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-19801243.post-115199649573987706</guid><pubDate>Tue, 04 Jul 2006 06:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-07-04T17:46:48.746+03:00</atom:updated><title>Derya</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/1600/do.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 377px" height="386" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4379/1967/320/do.jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gitti.&lt;br /&gt;Artık Ankara'da.&lt;br /&gt;Oradan canlı telefon bağlantısı yapabileceğiz anca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayatımda hiç Ankara'ya gitmedim. Bari Anıtkabir'i görseydim değil mi?!&lt;br /&gt;Artık Derya da var, gidip görmek şart oldu.&lt;br /&gt;22 sene yolum düşmemiş oraya, bundan sonra kendim düşürmeliyim değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendim gitme planlarım bir yana, Derya'yı düşününce içimi rahat tutuyorum, çünkü biliyorum ki sevmiyor Ankara'yı, kaçıp gelecek buralara ilk fırsatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Şimdi benden fazla konuşan kimse kalmadığına göre meydan gene bana mı kaldı?)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/19801243-115199649573987706?l=ozthegreat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://ozthegreat.blogspot.com/2006/07/derya.html</link><author>noreply@blogger.com (Ozge)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item></channel></rss>