bevr

Salı, Ağustos 01, 2006

Depeche Mode On

Depeche Mode bir geldi pir geldi!
O kadar kalabalıktı ki bir ara sahneyi görebilme umudumu kaybetmem bir yana, açık havada boğulacağımı zannettim. (Bu yüzden olsa gerek, en uslu durduğum konser oldu. İyice önlere geçeceğim diye debelenmedim.)

Benim olduğum konserlerde nedense aksiyon eksik olmuyor, gene bomba bir gece geçirdim. Aksiyon geliyorum demiyor, ben de şaşkınlıkla bakakalıyorum...
Hızımızı alamayıp konser sonrasındaki partiye de gittik Buzada'ya (Ya yok bu adı beğenmedim, oraya Galatasaray Adası demeye devam edeceğim!)
5'te yatıp 6'da kalkarak işe gittim, öğlene kadar maymun gibiydim ama değdi!

(Deryacım özellikle sen yazmamı istemişsin konseri ama toparlayamadım ki doğru düzgün! Ama kesin olan bir şey var: Cidden doyamadık! Aslında anlatmaya değer ne kadar çok şey olduğunu biliyorsun ama artık kusura bakmasın kimse, bir kısmı da bize kalsın geceye dair.)

Keşke 3-5 saat daha sürseydi! Konserden beri sürekli Stripped dinliyorum ve düşünüyorum: Dave Gahan nasıl hala bu kadar taş olabiliyor? Fiziğini ilerleyen yaşına rağmen nasıl koruyabiliyor?



"See the stars they're shining bright
Everything's alright tonight"

... der ve susarım ben.

4 Yorum :

Sal Ağu 01, 11:40:00 PM

peki güzelim o kadar konsere gönderdik seni.. "daaavveee daavvveeee" çığlıkları attın mı bakiim :P dave'ciğimizin balmumu kopyasını istiyorum evet evet.

diyor Blogger deryik...  
Per Ağu 03, 11:16:00 PM

kim bu cıbıldak:)

fizik görmemişsin sen hem, belediye izin verse bir kat daha cıkarım bu göbek konusunda ama izin alamıyorum işte sorun orada.

diyor Blogger kayhan...  
Cum Ağu 04, 12:27:00 PM

Taksim'den cumartesi gecesi 1 de donuyorsun, Galatasaray adasindan sabah 5te ve ertesi gune de is varken... hmmmm peki :)

diyor Blogger Mert Ulas...  
Cum Ağu 04, 06:56:00 PM

@Deryik: çığlık attığım söylenemez ama gayet inceledim abiyi (234792 km. öteden nasıl görebildiysem artık!)

@Kayhan: O cıbıldak resmi ibret alın diye koydum, o yaşta hala öyle fizik... : )

@Mert: Pazar günü konsere gideceğim diye cumartesi 1'de döndüm, yoksa daa takılırdık be Mert. sen ta amerikanyalardan gelmişsin buralara...

diyor Blogger Ozge...  

Yorum Gönder

<< Home

Yolların Fatihi

Düzce'den sonra yazmayınca otobandan çıkamayıp Ankara'ya kadar gittiğimi sanan ve merak eden arkadaşlar olmuş.
Bir ara yol çok uzun gelip Düzce çıkışını kaçırdığımı düşünsem de gitmeyi başardım (otobandaki park yerlerinden birine girip "Daha çok var mı Düzce'ye?" diye kontrol etme ihtiyacı duymadım değil...)
Düzce ile ilgili bir not düşeyim: Araba kullanış tarihimi ele alırsak Düzce'den önce ve Düzce'den sonra diye ikiye ayrılmalı artık. Uzun yol tecrübesi bambaşka bir şeymiş... Eskiden şirkete 35 dakikada giderken Düzce'den sonra 25 dakikada gitmeye basladım!

Bugün ilk kaybolma vukuatını yaşadım. Şirkete ilk defa 1. köprüden gidecektim (ogs yeni geldiği için), ama -karşıdan gelen güneşten olsa gerek- tabelayı göremedim ve köprüden çıkamadım. Yol Şile'ye kadar gidiyordu ama neyse ki "Ya bu kadar gitmemde bi anormallik var, şirket bu kadar uzak değildi, bir yerlerden cıkayım" diyip çıktım! Saha çalışmalarındaki bölgelerimden biri olacak olan Ümraniye'ye kadar bir şekilde geri döndükten sonra (süper tabela takip ediyorum artık!) orda şirketin başka bir arabasıyla karşılaşıp büyük bir sevinçle peşine takıldım. Beni gören arkadaş da baştan orada ne aradığımı anlamayıp dumur olsa da derdimi anlayıp süper bir tarifle beni şirkete ulaştırmayı bildi. (Vesileyle Ümraniye'ye nasıl gidip döneceğimi de öğrenmiş oldum.)

Eve dönmeden önce girdiğim bir benzinciden "Anadolu Yakası Haritası" aldım. Öyle güzel ki sokak sokak her yer var! Artık açarım haritamı önüme, bakarım dalgama...
("A'dan Z'ye İstanbul" diye bir kitap varmış, ondan da alacağım ilk gördüğüm yerden.)