bevr

Salı, Ağustos 01, 2006

Yolların Fatihi

Düzce'den sonra yazmayınca otobandan çıkamayıp Ankara'ya kadar gittiğimi sanan ve merak eden arkadaşlar olmuş.
Bir ara yol çok uzun gelip Düzce çıkışını kaçırdığımı düşünsem de gitmeyi başardım (otobandaki park yerlerinden birine girip "Daha çok var mı Düzce'ye?" diye kontrol etme ihtiyacı duymadım değil...)
Düzce ile ilgili bir not düşeyim: Araba kullanış tarihimi ele alırsak Düzce'den önce ve Düzce'den sonra diye ikiye ayrılmalı artık. Uzun yol tecrübesi bambaşka bir şeymiş... Eskiden şirkete 35 dakikada giderken Düzce'den sonra 25 dakikada gitmeye basladım!

Bugün ilk kaybolma vukuatını yaşadım. Şirkete ilk defa 1. köprüden gidecektim (ogs yeni geldiği için), ama -karşıdan gelen güneşten olsa gerek- tabelayı göremedim ve köprüden çıkamadım. Yol Şile'ye kadar gidiyordu ama neyse ki "Ya bu kadar gitmemde bi anormallik var, şirket bu kadar uzak değildi, bir yerlerden cıkayım" diyip çıktım! Saha çalışmalarındaki bölgelerimden biri olacak olan Ümraniye'ye kadar bir şekilde geri döndükten sonra (süper tabela takip ediyorum artık!) orda şirketin başka bir arabasıyla karşılaşıp büyük bir sevinçle peşine takıldım. Beni gören arkadaş da baştan orada ne aradığımı anlamayıp dumur olsa da derdimi anlayıp süper bir tarifle beni şirkete ulaştırmayı bildi. (Vesileyle Ümraniye'ye nasıl gidip döneceğimi de öğrenmiş oldum.)

Eve dönmeden önce girdiğim bir benzinciden "Anadolu Yakası Haritası" aldım. Öyle güzel ki sokak sokak her yer var! Artık açarım haritamı önüme, bakarım dalgama...
("A'dan Z'ye İstanbul" diye bir kitap varmış, ondan da alacağım ilk gördüğüm yerden.)