Bir Koyun İstiyorum Öyleyse Varım
Küçük Prens'i ilk okuduğumda 12 yaşındaydım. Enteresan bir hocamız vardı, o yaşta bile her satırın altında neyin gizli olduğunu sorar cinsten ders işlerdi. (Yorumlama işlemini filmler üzerinde de yapardı. Hatırlıyorum Amadeus filmini öyle irdeleyerek izlemiştik ki film 6 haftada bitmişti.
Aynı hocamız haftada bir klasik müzik açar, kafamızı sıraya koyup hayal kurmamızı da isterdi. Çok az insan hayatıma bu derece damgasını vurmuştur, hala hayranlıkla anmamı sağlamıştır.) Küçük Prens'i de o okutmuştu ilk, ve ilk o zaman her satırını didik didik ederek okumuştum bu kitabın. Daha sonraki 10 sene boyunca birçok kez daha okudum, her seferinde her sayfasında durup düşünerek.
Dün Evren'le ne zamandır geyiğin dışına çıkmamış ve derin konu konuşabilmeyi arayan biri olarak sohbet ederken konu Küçük Prens'e de geldi. Sonrası malum, eve geldim ve bir kez daha okudum kitabı.
"...
- Lütfen bir koyun çizer misiniz bana?
Bir olaydaki gizlilik payı belirli düzeyi aştıktan sonra eliniz kolunuz bağlanır. İnanmayacaksınız ama en yakın köyden bin mil uzakta ve ölümle her an yüzyüze olduğum halde cebimden bir parça kağıt ve dolmakalem çıkardım. Tam o sırada şimdiye kadar yalnız tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle uğraştığım aklıma geldi ve bizim küçüğe (biraz da üzülerek) resim yapmayı beceremediğimi söyledim.
- Ne zararı var canım, dedi, bir koyun çiziverin.
...
Çizdim koyunu. Resmi iyice inceledi, sonra:
- Olmadı, dedi, bu daha şimdiden çok zayıf, hasta bir koyun. Bir tane daha çiz.
Ben de bir tane daha çizdim.
Dostum tatlı tatlı, hoşgörüyle gülümsedi:
-Sen de görüyorsun ya bu koyun değil, bal gibi koç. Boynuzlarına baksana.
Resmi yeniden çizdim ama yine beğendirememiştim.
- Bu da çok yaşlı. Ben öyle bir koyun istiyorum ki uzun süre yaşasın.
Artık sabrım tükenmişti, üstelik uçağımın motorunu bir an önce sökmek istiyordum. Aşağıda gördüğünüz resmi şişirdim.
- İstediğin koyun şu sandığın içinde, diye kestirip attım.
Küçük eleştirmenin yüzünün birden aydınlandığını görünce şaşırdım.
- Tam da istediğim gibi oldu. Peki bu koyun çok mu ot yer dersin?
..."
Küçük Prens gibi sandığın içinde hayal ettiğim şeyi seviyorum çoğu kez. Gene de bir koyun çizer misiniz diye istiyorum ben de, "Bir koyun istiyorum öyleyse varım" diyerek.
Ne de olsa insanoğlunun akla sahip olduğu onun hayattan zevk aldığı anlamına gelmez. Sadece akıl ve bilinç yeterli değildir, duyarlılık da gereklidir. Küçük Prens'in bir koyun istemesi onun duyarlılığa sahip olduğunun, yaşadığının kanıtı değil mi??
Bu kitabı okuyun. Ben daha çoook alıntı yapıp üstüne konuşmak isterim ama bu kitabı okuyun ve üstüne düşünün. Her sayfasından sayfalarca kompozisyon yazılabilir...
Aynı hocamız haftada bir klasik müzik açar, kafamızı sıraya koyup hayal kurmamızı da isterdi. Çok az insan hayatıma bu derece damgasını vurmuştur, hala hayranlıkla anmamı sağlamıştır.) Küçük Prens'i de o okutmuştu ilk, ve ilk o zaman her satırını didik didik ederek okumuştum bu kitabın. Daha sonraki 10 sene boyunca birçok kez daha okudum, her seferinde her sayfasında durup düşünerek.Dün Evren'le ne zamandır geyiğin dışına çıkmamış ve derin konu konuşabilmeyi arayan biri olarak sohbet ederken konu Küçük Prens'e de geldi. Sonrası malum, eve geldim ve bir kez daha okudum kitabı.
"...
- Lütfen bir koyun çizer misiniz bana?
Bir olaydaki gizlilik payı belirli düzeyi aştıktan sonra eliniz kolunuz bağlanır. İnanmayacaksınız ama en yakın köyden bin mil uzakta ve ölümle her an yüzyüze olduğum halde cebimden bir parça kağıt ve dolmakalem çıkardım. Tam o sırada şimdiye kadar yalnız tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle uğraştığım aklıma geldi ve bizim küçüğe (biraz da üzülerek) resim yapmayı beceremediğimi söyledim.
- Ne zararı var canım, dedi, bir koyun çiziverin.
...
Çizdim koyunu. Resmi iyice inceledi, sonra:

- Olmadı, dedi, bu daha şimdiden çok zayıf, hasta bir koyun. Bir tane daha çiz.
Ben de bir tane daha çizdim.

Dostum tatlı tatlı, hoşgörüyle gülümsedi:
-Sen de görüyorsun ya bu koyun değil, bal gibi koç. Boynuzlarına baksana.
Resmi yeniden çizdim ama yine beğendirememiştim.

- Bu da çok yaşlı. Ben öyle bir koyun istiyorum ki uzun süre yaşasın.
Artık sabrım tükenmişti, üstelik uçağımın motorunu bir an önce sökmek istiyordum. Aşağıda gördüğünüz resmi şişirdim.
- İstediğin koyun şu sandığın içinde, diye kestirip attım.
Küçük eleştirmenin yüzünün birden aydınlandığını görünce şaşırdım.
- Tam da istediğim gibi oldu. Peki bu koyun çok mu ot yer dersin?
..."
Küçük Prens gibi sandığın içinde hayal ettiğim şeyi seviyorum çoğu kez. Gene de bir koyun çizer misiniz diye istiyorum ben de, "Bir koyun istiyorum öyleyse varım" diyerek.
Ne de olsa insanoğlunun akla sahip olduğu onun hayattan zevk aldığı anlamına gelmez. Sadece akıl ve bilinç yeterli değildir, duyarlılık da gereklidir. Küçük Prens'in bir koyun istemesi onun duyarlılığa sahip olduğunun, yaşadığının kanıtı değil mi??
Bu kitabı okuyun. Ben daha çoook alıntı yapıp üstüne konuşmak isterim ama bu kitabı okuyun ve üstüne düşünün. Her sayfasından sayfalarca kompozisyon yazılabilir...


0 Yorum :
Yorum Gönder
<< Home